Fıkra Nedir? Özellikleri, Çeşitleri, Tarihçesi ve Türk Edebiyatındaki Yeri
Herhangi bir konuyu kişisel görüş, anlayış ve mizah çerçevesinde anlatmaya fıkra denir. Genellikle birkaç cümleden oluşan fıkranın kendi içerisinde türleri ve özellikleri bulunmaktadır. Bir edebi tür olan fıkra hakkında genel bilgilere ve tarihçesine aşağıdaki yazıdan ulaşabilirsiniz.
Edebiyat, duygu ve düşüncelerin yazılı veya sözlü olarak anlatılması sanatıdır. Çok zengin bir çeşitliliğe sahiptir. Kimisi şiirlere bayılırken kimisi roman okur, kimisi böyle uzun yazılar yerine daha kısa ve akılda kalıcı eserleri tercih eder. Bunlardan birisi de fıkradır. Fıkra, hayatın mizah yönünü ele alıp, insanı güldürmeye ve eğlendirmeye sevk eden kısa fikir yazılarıdır. Günümüzde Karadeniz ve Nasrettin Hoca fıkraları en popüler olanlarıdır.
Fıkra genel olarak süreli yayınlarda, yazarların düzenli olarak bir başlık altında tarihin sosyal ve siyasi durumlarını değerlendirdiği kısa yorum yazılarıdır. Nükteli ve güldürücü kısa hikayeler olan fıkra Türk edebiyatına Tanzimat Dönemi’nden sonra geçmiştir. Genel olarak fıkralar sohbet ile benzer tutulmakta ya da karıştırılmaktadır. Fıkradan farklı olarak sohbette karşılıklı bir konuşma üslubu vardır.
Sohbetlerin fıkralardan ayrılan en önemli özelliği dışa dönük bir yapısının olmasıdır. Yazar tıpkı karşısında biri varmış gibi konuşur, sorular sorar, cevaplar verir. Fıkrada ise yazar serbest bir anlatımla düşüncelerini okuyucuya benimsetmeye çalışmaktadır. Fıkraların bir de makaleden farklarından kısaca bahsetmek istiyoruz. Makalelerde kesin bir sonuç vardır, ispat esastır. Ciddi, net ve bilimsel bir dil kullanılmaktadır. Fıkralar ise tam tersi anlatımı ve dili rahat, serbest, mizahi düşünceler içeren yazılardır. Hiçbir şeyin ispatlanması veya kanıtlanması gibi bir zorunluluk yoktur.
Fıkra Nedir?

Sonradan gelişen bu mizahi fıkralar kendi aralarında da ayrışmışken; gazete fıkraları konuların göre ayrılmamış ve genellenmiş olarak kalmıştır. Fıkra hakkında kısaca bilgi verdikten sonra daha çok ders alınmaya elverişli olan bir Nasrettin Hoca fıkrası paylaşarak yazımıza devam edelim;
Kasabada tefeci bir adam varmış. Başı sıkışan birine para verirse getirdiği güne göre faizini hesaplayıp alırmış. Günün birinde bir komşusu bu tefeciden büyük kazanını emanet istemiş. Almış. İşini görmüş. İade ederken de içine bir küçük kazan koymuş. Sahibi emin olmak için sormuş.
– Bu tencere ne?
Komşusu; “Senin kazan doğurdu” deyince hemen sahiplenip tencereyi almış. Birkaç zaman sonra komşusu yine büyük kazanı emanet istemiş ve almış. Kazanın sahibi aradan 10 – 15 gün geçtiği halde kazanının geri gelmediğini görünce, kazanını istemiş.
– “Kazan öldü” diye bir cevap almış. Hiddetlenmiş. Mahkemeye kadıya başvurmuş. O sıralarda Nasrettin Hoca kadılık görevi yapmaktaymış. Davalı ve davacıyı dinledikten sonra;
– “Senin kazan, doğuran kazan olduğuna göre ölmesi de gerekir,” diye hükmetmiş.
Adam hiddetle: “Hiç kazan ölür mü kadı efendi ?” deyince, kadı Nasrettin Hoca cevabı yapıştırmış;
– Doğurduğuna inanıyorsun da, öldüğüne neden inanamıyorsun ?
Fıkranın Özellikleri Nelerdir?

Bir kişinin herhangi bir konudaki düşüncelerini belirli anlayış ve düzen çerçevesinde anlatan fıkranın bazı özellikleri bulunmaktadır. Genellikle çok eskiden yazılmış ve kulaktan kulağa söylenerek yayılan fıkraları bilsek de, en baştan yazmak isteyenler fıkranın şu özelliklerini bilmelidirler;
- Fıkralar bir düşünceyi, yaşanmış bir olayı ya da herhangi bir konuyu ele alabilirler.
- Form olarak kısa ama içeriği yoğun, anlatmak istedikleri net bir edebi türdür.
- Fıkra okurken; yazan kişinin üslubu çok kolay anlaşılabilir.
- Fıkralar; alaycı, mizahi, hiciv içeren şekillerde yazılabilir. Burada karar tamamen yazara aittir.
- Yazar, fıkrada ele alınan konularda, kendine ait düşünceleri belirtir.
- İspat veya iddia içermez. Kanıtların sunulmasına gerek yoktur.
- Gündelik olaylar güzel bir üslupla aktarılır.
- Düşünceler hiçbir kural ve kalıba bağlı kalmadan serbestçe ortaya konulur.
- Anlatım senli benlidir.
- Okuyucuya daha çok sohbet ediyormuş hissi verir.
- Cümleler oldukça kısa ve anlaşılır olmalıdır.
- Fıkrada asıl amaç okuru veya dinleyen kişiyi etkileyerek düşünmesini ve çıkarılan mesajdan eğlenmesini sağlamaktır.
Fıkranın Çeşitleri Nelerdir?

- Mizahi Fıkralar: Yaşamın gerçeklerinden hareketle söylenen, anlatılardan bir netice çıkartmak amacı olan hiciv, mizah unsurları bulunduran kısa ve sözlü ürünlere mizahi fıkralar denir. Türk toplumunda mizahi fıkralar, genellikle şahıs, topluluk ve yöreler ile özdeşleşmiştir. Mizahi fıkralara örnek olarak; Nasreddin Hoca fıkraları, Bekri Mustafa fıkraları (şahıs fıkraları), Karadeniz fıkraları (yöre fıkraları), Bektaşi fıkraları (topluluk fıkraları) verilebilir. Bu fıkraların siyasi ve toplumsal yönü olmasına rağmen iddia ve ispat içermez.
- Gazete Fıkraları: Gazetelerin günlük olarak yayınlanan sayılarında, belirli alanlarda yayınlanan fıkra türlerine gazete fıkraları denir. Bu fıkralarda sorunlar, yalın ve akıcı olarak anlatılır. Gazete fıkrası yazarken; okuyucunun ilgisini sürekli olarak canlı tutmak önemlidir. Fıkra yazarının kültürlü ve günlük hayatı takip eden bireyler olması gerekir.
Fıkra Yazarken Nelere Dikkat Edilmeli?

Türk Edebiyatında Fıkra

Gazetelerin yaygınlaşması ve yazıların çeşitlilik göstermesi ve batı ile edebiyat alanındaki temasların artması neticesinde fıkra, diğer türlerden ayrıştırılmıştır. Cumhuriyet dönemi öncesinde; Ahmet Rasim, Refik Halit Karay, Ahmet Haşim gibi isimler görülürken; Cumhuriyet dönemine gelindiğinde; Rıfkı Atay, Nabi Nayır ve Yakup Kadri Karaosmanoğlu gibi isimler görülmektedir.
Türk Fıkrasının Tarihçesi

Türk edebiyatında fıkra kelimesi temel olarak güldürücü küçük hikayelei karşılamaktadır. Türk Dili ve Edebiyat Bölümü hocası Dursun Yıldırım, fıkrayı şu şekilde tanımlamaktadır; “Fıkra, hikaye çekirdeğini hayattan alınmış bir vaka veya tam bir fikrin teşkil ettiği kısa ve yoğun anlatımlı, beşeri kusurlarla içtimaî ve gündelik hayatta ortaya çıkan kötü ve gülünç hadiseleri, çarpıklıkları, zıddiyetleri, eski ve yeni arasındaki çatışmaları sağduyuya dayalı ince bir mizah, hikmetli bir söz, keskin bir istihza yoluyla yansıtan; umumiyetle bir fıkra tipine bağlı olarak nesir diliyle yaratılmış, sözlü edebiyatın müstakil şekillerinden ibaret yaygın epik-dram türündeki realist hikâyelerden her birine verilen isimdir”.
Konu hakkında video
Sonuç
Bir yazarın günlük olaylara, ülke ve toplum sorunlarına ait herhangi bir konu üzerinde kişisel görüş ve düşüncelerini, akıcı bir dille anlatan düz yazılara fıkra adı verilmektedir.
Kaynaklar
Aşağıdaki bağlantılar yazının ilk yayımlandığı dönemde başvurulan kaynaklardır; güncellikleri ayrıca doğrulanmamıştır.
Okur yorumları (4)
Bazı yorumlar sitenin önceki sürümünden aktarılmıştır.
Bu yazı yeni yoruma kapalıdır.

selin
abdullah
ömer
yiğit